Hakkımızda

Hakkımızda

Kuruluş Hikayemiz

Kurucumuz Sadık Yılmaz Anlatıyor:

Sütçülüğe başlama öyküsünü Sadık Yılmaz bir söyleşisinde şöyle anlatır;

Sütçülüğe başlama öyküsünü Sadık Yılmaz bir söyleşisinde şöyle anlatır;

“Ailem, Lozan mübadelesinde Selanik’in Drama kazasından, 1926 yılında gelerek önce Aydın’a, daha sonra Karacabey’in o zamanki adı Kirmikir olan şimdiki Harmanlı Köyü’ne yerleşir.

Babam Celaleddin Yılmaz, yerleştikten iki sene sonra köy ihtiyar heyetine girer, sonra muhtar seçilir ve 17 yıl muhtarlık yapar. Çevrede saygınlığı olan, iyi bir idareci olarak tanınan babam, çiftçilikle beraber hayvancılıkla da uğraşırdı.

Bizim de hayvancılık işimiz ve babamın muhtarlığı dolayısıyla o günlerde Bursa’da büyük bir mandıra sahibiyle dostluğumuz ve iş ilişkimiz vardı. Babam onun bölgedeki işlerine yardım eder, bizim köydeki mandırasına da süt verirdi. Bu kişi 1958’de Bursa’dan babama telefon ederek kendi adına Karacabey Harası’nın süt ihalesine girmesini istedi. Babam o gün geçici teminatı yatırdı ve ihaleye girmeye hak kazandık. İhale günü, babamla birlikte haraya gittik ve uzun, çekişmeli bir pazarlık sonunda ihale bizim üzerimizde kaldı.

çalışanlar

Ertesi gün saat 11 sularında babam yazıhanede çalışırken bir telefon geldi. Babam telefonda - karşı taraf her ne dediyse - çok sinirlendi ve konuştukça öfkesi daha da arttı. Sonunda, “Ben Kirmikirli Celaleddin’im arkadaş, sözümden dönmem” diyerek telefonu sertçe kapadı. Babamdan ihaleye girmesini isteyen dostu, sütü almaktan vazgeçmiş ve teminatı yakmaya karar vermiş. Babamın kendisi adına ödediği teminatı babama vereceğini söylemiş. Ancak babam, başkasının adına bile olsa verdiği sözden dönmeyi kendine yedirememişti. Bu durumu, Karacabey Harası’nın yöneticilerine, Karacabeylilere, eşine, dostuna izah edemeyeceğini düşünmüş ve sonucu her ne olursa olsun, ihalenin gereğini yapmaya karar vermişti.

İhale koşullarına göre her gün dört ton sütü bir yıl boyunca almak zorundaydık ama bu sütü almak için ne para vardı, ne kap, ne kacak, ne usta vardı, ne de çırak. Ancak yolu yok, söz verilmişti, Kirmikirli Celaleddin, ertesi sabahtan itibaren haradan dört ton sütü alacaktı. Böylece sütçülük hayatımız başladı. Elimizdeki dört ton inek sütünden ne yaparız? diye düşünmeye başladık ve sonunda kaşar peyniri üretmeye karar verdik.”

Verilen bir sözün tutulması adına başlayan bu faaliyet, bu yolculuk daha sonra süreklilik kazanarak ailenin ana işlerinden biri haline gelir.